Dijital Kumarhane: Size Özel Sayfalarının Karanlık Mimarisi

Dijital Kumarhane: Size Özel Sayfalarının Karanlık Mimarisi

Yayınlayan:

Tabağınızın büyüklüğü ne kadar yediğinizi etkiler. Bir kumarhanenin duvarında saat olmaması, sabahın ilk ışıklarına kadar kumar oynamanıza neden olabilir.

Sosyal medyada ise Size Özel sayfaları, bize sonsuz bir içerik varmış illüzyonunu yaşatır. İçinde bulunduğumuz ortamların tasarımı, tüketim alışkanlıklarımızı belirler. Ve tahmin edebileceğiniz gibi, etrafımızdaki her şey maksimum tüketim üzerine kurulu.

TikTok’u bir açıyorsunuz, saate bakana kadar yüzlerce videoyu çoktan tüketmiş oluyorsunuz. Uygulamanın telefonun saatini gizlemesi de pek yardımcı olmuyor tabii.

İçeriği aşırı tüketiyoruz. Son zamanlarda patlayan o düşük kaliteli, yapay zeka ürünü içerikler yani yapay zeka çöpü aslında bu aşırı tüketimin bir yan ürünü.

Görmüyoruz çünkü buna şartlandık; ama bu çer çöp her zaman tam vaktinde gelir. Kaçınılmazdır. Özüdür. Ve görmeyi bilen gözler için artık her yerdedir.

Zeytinyağı, vanilya, bal ya da kola… Talep arzı aştığında ne olur? Şirketler aradaki boşluğu çöp ile doldurur. Serbest piyasa dolgu malzemesini sever. Peki dijital dünya neden farklı olsun ki?

Sizin Özel sayfası, bizi o dopamin makinesinin başında mümkün olduğunca uzun tutmak için tasarlandı. Şirketler için sitede geçirilen ortalama süre hâlâ altın yumurtlayan tavuk demek.

Ancak bir sorun var: Herhangi bir platformda, kullanıcıların sadece %1 ila %3’ü içerik üretir. Buna 90-9-1 kuralı denir. Bedava kullanıcı içeriğine sırtını dayayan platformlar, ticari internetin başından beri bu sorunu çözmeye çalışıyor. Size Özel sayfası ve sonsuz içerik illüzyonu bu adaletsizliği daha da körükledi.

Eskiden medya tüketim sürecimizde küratörlük (seçicilik) vardı. Gülmek için siteden siteye atlardık. Hey gidi günler, linklere tıklardık be! Şimdilerde ise tek yaptığımız yemliğin başına geçip Zuckerberg’in bizi beslemesine izin vermek.

Joan Westenberg’in de dediği gibi; algoritma, içerik için avlanma ihtiyacını ortadan kaldırarak merak duygumuzu dümdüz etti.

Davranış biliminde çaba sezgiselliği diye bir kavram vardır: Bir bilgi için ne kadar emek harcarsak, ona o kadar değer veririz. Bilgiye ulaşmak zahmetsiz hale geldiğinde, o bilgi artık kullan-at bir şeye dönüşür. İçinde huşu yok, yatırım yok, beklenmedik olanın verdiği o haz yok; sadece tüketim var.

Jurassic Park’taki o sahneyi hatırlayın; Dr. Grant, T-Rex için ne demişti? T-Rex beslenmek istemez, avlanmak ister.

Bu zihinsiz tüketim sadece merakımızı öldürmekle kalmıyor, tükettiğimiz şeyleri üreten insanların yaratıcılığını da ucuzlatıyor. Yaratıcılık ölçeklenebilir bir şey değildir. Her insanın elinden çıkan videonun bir yazım, üretim ve kurgu süreci vardır. Ama Size Özel sayfası tüketimi o kadar verimli hale getirdi ki, artık talep arzı geçti.

Sosyal medya şirketleri için insanlar, içerik üreten makinelerden ibaret (bizi buna dönüştürmek için çok uğraştılar). Ama ne kadar uğraşırlarsa uğraşsınlar; sanat, insan yaratıcılığının kaprislerine bağlı, sınırlı bir kaynak olarak kalıyor.

İşte onların asıl sorunu bu: Mark Zuckerberg bizim platformlarında sonsuzca ekranı kaydırmamızı istiyor. Ama biz Instagram’ı ne kadar çok açarsak, onun o kadar çok içerik üreticisine ihtiyacı oluyor. Ve bu değişken üzerinde kontrolü çok az.

İçerik üreticileri aniden daha az paylaşım yapabilir, hatta tamamen durabilirler. Daha kötüsü; Meta’dan emeklerinin karşılığını isteyebilirler!

Düşünsenize, bir grup etkili içerik üreticisi organize olup sinirlense, bir platformu çok rahat batırabilirler. Tıpkı 2015’te Vine’ın başına geldiği gibi. 20 fenomen emeğimizin karşılığını istiyoruz dedi, yönetim hayır dedi, onlar da kapıyı çekip gitti. Birkaç ay sonra Vine kapandı.

Bugün takipçi sayılarının neden daha az önemli olduğunu, karakutu algoritmaların kimin parlayacağına neden tek başına karar verdiğini şimdi anlıyor musunuz? TikTok, selefinin hatalarından ders çıkardı ve içerik üreticilerinin bir daha asla kolektif bir güç oluşturamayacağı bir sistem kurdu.

Artık içerik üretmek kumar oynamak gibi hissettirdiği için insanlar on yıl öncesine göre daha çok içerik paylaşıyor olabilir. Ama yine de yetmiyor. Doymak bilmeyen içerik iştahımız, şirketleri bu talebi çer çöp ile doldurmaya itiyor.

TikTok ve Meta’ya kalsa, akışlarımız sadece robot yapımı içeriklerden oluşurdu. İnsanlar kontrol edemedikleri bir değişken ve sanırım bundan nefret ediyorlar.

Neyse, size iyi bir haberim var: Size Özel sayfalarınızın dışında, keşfedilmeyi bekleyen devasa bir sanat, makale ve video dünyası var. Ve en güzeli; bu sanatçılar ve yazarlar bir şeyleri kendi şartlarıyla üretiyorlar.

Biz de onların emeklerinin tadını kendi şartlarımızla çıkarabiliriz; dev teknoloji şirketlerine dikkatimizden tek bir kuruş bile koklatmadan.

Buna Açık Web diyoruz. Onu bulmak için, o unutulmuş internette sörf yapma sanatını yeniden hatırlamanız gerekiyor. İnternette sörf yapmak, sonsuzca ekran kaydırmaktan çok farklıdır.

Farkındalık ve internet kelimelerini pek yan yana duymazsınız ama sörf yapmak aslında bir farkındalıkla tüketim sanatıydı. Bulutlara bağıran yaşlı adam gibi görünmek istemem ama belki de bunu geri getirmenin vakti gelmiştir?


Derin Okuma sitesinden daha fazla şey keşfedin

Subscribe to get the latest posts sent to your email.

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.